|
HAYAT
« … Hayat mücadeleden ibaretlir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey
vardır. Galip olmak, mağlup olmak. »
18. 03. 1923, Tarsus’da Gençlerle Konuşma.
Havacılıkla ilgili konuşmasının aynısı
« Bizim dünyamız - bilirsiniz - topraktan, sudan ve havadan unulmuştur .
Hayatın da, esas unsurları, bunlar değil midir ? »
03. 05. 1935, Havacılık Hakkında Konuşma.
« … Hayatta tam zevk ve saadet, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı,
saadeti için çalışmakta bulunabilir… »
17. 03. 1937, Ankara Palas. Romanya Dışişleri Bakanı Antonescu İle Konuşma
HİLAFET
« Hilâfeti muhafaza edeceğiz. Şu şartla ki, Büyük Millet Meclisi ve
millet, hilâfetin dayanacağı bir mesnet ve kuvvet olacaktır. »
02. 11. 1922, Bursa, Le Petit Parisien Muhabirine Demeç.
« … Esasen bu mesele yalnız Türkiye’ye ait olmayıp bütün islâm
alemini ilgilendiren bir meseledir. »
02. 11. 1922, Bursa, Le Petit Parisien Muhabirine Demeç.
« Bütün İslâm aleminin gerçek kurtuluşuna kadar varlığını korumayı görev
bildiğimiz hilâfet makamı Türkiye Devleti’nin ne istiklâli, ne idaresi ve
ne de hakimiyeti ile zıtlık teşkil etmez. Bu makam ve bu makamda oturan kişinin
varlığı, sebebiyet verilmedikçe sakıncaların kaynağı olarak düşünülemez.
Fakat şurası kesinlikte bilinmelidir ki, herhangi bir makam ve şahıs tarafından
bu sakınca doğurulduğu gün orada teori biter, pratik ve uygulama başlar. »
18. 01. 1923, İzmit Halkı İle Konuşma.
« … Bu makamı Türkiye milletinin hakimiyetini ihlâl edecek bir makam diye
anlamak doğru değildir. Bugün halife olan kişinin bizim ile beraber aynı
gerçekleri takdir buyurduğunu zannederim. Ancak bir sakınca ortaya çıkarsa
yalnız bu makama atfetmek lazım gelmez. Bunu yapmak için her şeyden önce,
fikirlerini şeriat görünümüne sokan bazı cahiller, menfaatperestler ve
dalkavuklar ortaya çıkabilir. Bunların yapacağı telkinleri ve mahiyetini
evvelden tanıyıp ona göre gerekli hazırlığı yapmak her ferdin ve milletin
görevidir… »
18. 01. 1923, İzmit Halkı İle Konuşma.
« … Bütün İslâm milletleri üzerinde yüce ruhî görevini ifa eden
halife fikri, gerçeklerden değil, kitaplardan çıkmış bir fikirdir… »
29. 10. 1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç.
« … Tarihimizin en mesut devresi hükümdarlarımızın halife olmadıkları
zamandır. Bir Türk padişahı, her nasılsa hilafeti kendine maletmek için nüfuzunu,
itiyadını, servetini kullandı. Bu sırf bir tesadüf eseridir. Peygamberimiz
öğrencilerine dünya milletlerine İslâmiyeti kabul ettirmelerini emretti, Bu
milletlerin hükûmeti başına geçmelerini emretmedi. Peygamberin zihninden
asla böyle bir fikir geçmemiştır. Hilafet demek, idare, hükûmet demektir.
Hakikaten vazifesini yapmak, bütün Müslüman milletlerini idare etmek isteyen
bir halife, buna nasıl muvaffak olur? İtiraf ederim ki, bu koşullar içinde
beni halife tayin etseler, derhal istifamı verirdim. »
29. 10. 1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç.
« Hilafetle beraber Türkiye’de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri,
patrikhaneleri ve Musevi hahamhanelerinin ortadan kaldırılması lazımdır.
Hilafet ve bu muhtelif patrikhaneler asırlardan beri ruhani yetkilerinin sınırları
dışında çok büyük ayrıcalıklar aldılar. Halkın anlayışına dayanarak
bahşedilen hukuk dışı ayrıcalıklar ile cumhuriyet idaresinin uygulanması
mümkün değildir… »
04. 05. 1924, New York Herald Tribune Muhabirine Demeç.
« Hilâfet, geçmişin bir rüyası olup, zamanımız da varlık nedeni
yoktu… »
25. 11. 1924, Matin Gazetesi Yazarı Madam Titaniya’ya Demeç.
HOCA
« … Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
»
16. 03. 1923, Adana Esnaflarıyle Konuşma.
HUKUK İNKILÂBI
« Büsbütün yeni kanunlar vücuda getirerek hukukî esasları temelinden değiştirmek
teşebbüsündeyiz. Ve yeni hukukî esaslar ile alfabesinden tahsile başlayacak
bir yeni hukuk neslini yetiştirmek için bu kurumları açıyoruz. Bütün bu
uygulamalardaki dayanağımız milletin anlayış, kabiliyeti ve kesin
arzusudur. Bu teşebbüslerde arkadaşlarımız, yeni hukuku, bizimle beraber,
bahsettiğim mahiyette anlatmış olan güzide hukukçularımızdır. »
05. 11. 1925, Ankara Hukuk Fakültesinin Açılışında Yapılan Konuşma.
HUTBE
« … Efendiler, hutbe demek insanlara hitap etmek, yani söz söylemek
demektir. Hutbenin mânası budur… »
07.02.1923, Balıkesir’de Halkla Konuşma.
« … Hutbe okuyan kişilerin siyasî, sosyal ve medenî gelişmeleri her gün
takip etmeleri zaruridir. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış telkinat
verilmiş olur. Bundan dolayı hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın şartlarına
uygun olmalıdır… »
07.02.1923, Balıkesir’de Halkla Konuşma.
« … Hutbeden maksat ahalinin aydınlatılması ve yol gösterilmesidir, başka
birşey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki hutbeleri okumak,
insanları cehalet ve gaflet içinde bırakmak demektir. Hutbe okuyan kişilerin
herhalde halkın kullandığı dille görüşmesi uygundur… »
07.02.1923, Balıkesir’de Halkla Konuşma.
HÜKÜMET
« … Hükümetin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi
milletin refahını temin etmek… »
16.03.1923, Adana İlerigelenleriyle Konuşma.
« Milletlerden ibaret olan toplumlar, birer hükümet teşkili
mecburiyetindedirler. Ama bu mecburiyet toplumun kendini muhafaza etmesi içindir
Hükümetlerin kuruluş gayesi, kavramı, bundan ibarettir… »
23.03.1923, Afyonkarahisar Beledîye Meclisi Üyeleriyle Konuşma.
HÜRRİYET
« Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerlemenin
ve kurtuluşun anası Hürriyet’tir. »
1906, Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin Selanik Şubesini Kurarken.
« Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük atalarım
en kıymetli mirasından olan istiklâl aşkı ile yaratılmış bir adamım .Çocukluğumdan
bugüne kadar ailevi, hususi ve resmi hayatımın her safhasını tanıyanlarca
bu aşkım bilinmektedir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve
insanlığın var olması ve devam etmesi, mutlak o milletin hürriyet ve istiklâline
sahip olmasıyla mümkündür. Ben şahsen bu saydığım niteliklere çok önem
veririm ve bu niteliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için,
milletimin de aynı nitelikler ile donanmış olmasını şart ve esas
bilirim… »
22.04.1921, Hakimiyet-i Milliye.
« … Eğer bazen ihtiyatkar hareket ediyorsak, aşırı ölçüde şüpheli
davranıyorsak, bize çok pahalıya malolan hürriyetimizi kaybetmek hususundaki
korkumuzdandır. Bu hürriyetin bir küçük kısmını sakat etmektense,
hepsini birden feda etmeyi tercih ederiz. »
29.10.1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Dem
IRK
« Efendiler, bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi
acıdır. Fakat, kendi ırkından büyük tanıdığı ve başlarında taşıdığı
insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu kalp ve
vicdanlar için unutulmaz bir yaradır. »
11.09.1924, Bursalılarla Konuşma.
« Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve
Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. »
04.10.1932, Dolmabahçe Sarayı, « Diyarbakir
»
Gazetesinin Sahibine Demeç.
İKTİSAT
« Ekonomisi zayıf bir millet fakirlik ve yoksulluktan kurtulamaz; toplumsal ve
siyasi felâketlerden yakasını kurtaramaz. »
(1924)
İLERLEME
« Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki,
fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme
yolunda yeri yoktur. »
(1923)
İLİM VE FEN
« … İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına
koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur. »
27.10.1922, Bursa Öğretmenlerine.
« … Memleketimizin en ileri, en hoş, en güzel yerlerini üç buçuk sene
kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı mağlup eden zaferin sırrı nerededir
bilir misiniz ? Orduların sevk ve idaresinde ilim ve fen esaslarını rehber
almaktır. Milletimizi yetiştirmek için asıl olan mekteplerimizin, üniversitelerimizin
kuruluşunda aynı yolu takip edeceğiz. Evet, milletimizin, siyasi, sosyal
hayatında, milletimizin fikri terbiyesinde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır…
»
27.10.1922, Bursa Öğretmenlerine.
« … Bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız. Fakat bu süngü zaferi
değil, iktisat ve ilim ve kültür zaferleri olacaktır… »
25/26.01.1923, Alaşehir’de Halka Konuşma.
« Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en
hakiki mürşit bilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde yol gösterici
aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.…»
22.09.1924, Samsun Ögretmenleriyle Konuşma.
« Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve
kafasında tuttuğu meşale, pozitif ilimdir. »
29.10.1933, Onuncu Yıl Nutku.
İLK TAHSİL
« … İlk tahsilin yayılması için, sade ve pratik tedbirler almak yolundayız.
İlk tahsilde hedefimiz, bunun umumi olmasını bir an evvel tahakkuk
ettirmektir. Bu neticeye varmak, ancak, sürekli tedbir almakla ve onu metodik
olarak uygulamakla mümkün olabilir. Milletin başlıca bir işi olarak, bu
konuda ısrar etmeyi gerekli görüyorum… »
01.11.1936, T.B.M.M., 5.Dönem, 2.Toplanma Yılını Açarken.
İNHİSAR (Tekel)
« İnhisarlar konusunda özen gösterilmesi gereken esas, bu kurumların mali
monopol, ticari teşekkül ve millî valörizasyon kurumu karakterinin dikkatle
telifidir. »
01.11.1937, T.B.M.M., 5.Dönem, 3.Toplanma Yılını Açarken.
İNKILÂP
« … Kan ile yapılan inkılâplar daha sağlam olur, kansız inkılâplar
ebedileştirilemez. Fakat biz inkılâba ulaşmak için lüzumu kadar kan döktük.
Bu kanlarımız, yalnız muhabere meydanlarında değil, aynı zamanda
memleketin dahilinde de döküldü. Biliyorsunuz ki Hendek’te, Bolu’da,
Konya’da, Yozgat’ta vesair memleketlerimizde bir çok isyanlar meydana
geldi. Ve bunların hepsi bastırıldı. Temenni ederim ki, bu dökülen kanlar
yeterli olsun ve bundan fazla kan dökülmesin… »
22.01.1923, Bursa Şark Sinemasında Halkla
Konuşma.
« Arkadaşlar ; inkılâbımız Türkiye’nin asırlar için saadetini garanti
etmiştir. Bize düşen onu idrak ve takdir ederek çalışmaktır. »
11.09.1924, Bursalılarla Konuşma.
« … Efendiler, vatanın birliğini, hürriyet ve istiklâlini temin eden
milletimizi Cumhuriyet idaresine kavuşturan inkılâbımız; iktisadi refah ve
saadetimizi, medeniyet aleminde lâyık olduğumuz yeri de temin edecektir… »
16.09.1924, Trabzonlularla Konuşma.
« … Bu inkılâp, kelimenin ilk anda ima ettiği ihtilâl anlamından başka,
ondan daha geniş bir değişimi ifade etmektedir. Bugünkü devletimizin şekli,
asırlardan beri gelen eski şekilleri bertaraf eden, en gelişmiş tarz olmuştur.
»
05.11.1925, Ankara Hukuk Fakültesinin Açılışında.
« Türk milleti çok büyük olaylarla isbat etti ki, yenilikçi ve inkılâpçı
bir millettir. Son senelerden önceki devirlerde de milletimiz yenileşme yolları
üzerinde yürümeye, sosyal inkılâba teşebbüs etmemiş değildir. Fakat
hakiki faydalar görülemedi. Bunun sebebini araştırdınız mı ? Bu sebep işe
esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır. »
30.08.1925, Kastamonu’da İkinci Konuşma.
« Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı, Türkiye
Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir
toplum haline getirmektir. İnkılâplarımızın asıl gayesi budur… »
30.08.1925, Kastamonu’da, 2. Konuşma.
İNSAN
« … İnsanlar; âdetlerini, ahlâklarını, hislerini, eğilimlerini, hattâ
fikirlerini geliştirme ve terbiyede, içinde yetiştiği toplumun genel eğiliminden
kurtulamazlar… »
18.06.1922, Claude Farrere’in Mustafa Kemal’i Ziyaret
Etmek Üzere İzmit’e Gelişinde.
« İnsanlar daima yüksek, soylu ve kutsal hedeflere yürümelidirler… »
27.06.1926, Gazetecilere Verdiği Demeç.
« İnsanlığın hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir organı saymak
gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar
etkilenir. »
(1937)
« İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan
uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. »
(1937)
İRTİCA
« … Hayat felsefesinin garip bir tecellisidir ki, her faydalı ve her yeni şeye
karşı mutlaka bir kuvvet çıkar. Buna bizim dilimizde (İrtica) derler. İşte
bu irticanın imhası için gerekli tedbirleri evvelden almış olmak lazımdır…
»
18.01.1923, İzmit’te Halk İle Konuşma.
« Unutmamalıdır ki, milletin hakimiyetini bir şahısta yahut belirli şahısların
elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır. Hükümdarlar,
kendilerini aslı olmayan bir kuvvetin temsilcisi tanırlar ve bundan zevk alırlar.
Fakat onların etrafındaki menfaatperestler, bunu din kisvesine büründürerek
milleti iğfâle, küçük görmeye çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır.
Nihayet milletin kulağı bu söylentilerle dolar ve o telkinleri dinin icabı
ve gerçeklerin ifadesi olarak kabul ederler. Bu gibilere gerici ve
hareketlerine irtica derler… »
31.01.1923, İzmir’de Halk İle Konuşma.
İSTANBUL
« … İstanbul bizimdir. Bununla birlikte boğazlar ve Marmara denizi için
başkentin emniyeti temin edilmek şartıyla bir hal tarzını kabul etmeye hazır
bulunmaktayız… »
Ağustos 1921, Associated Press Muhabirine Demeç.
« … İstanbul şehri, milletimizin sonsuz çalışma ve fedakarlığının ürün
verdiği yerdir. Gerçekten; milletimizin maddî ve manevî varlığını yücelten
anıtlar, kurumlar ve medeniyet eserleri İstanbul’da yoğunlaştırılmıştır.
»
01.03.1922, T.B.M.M., 3. Toplanma Yılını Açarken.
« İki büyük dünyanın buluşma noktasında, Türk vatanının süsü, Türk
tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların
kalbinde yeri olan bir şehirdir »
01.07.1927, İstanbul Halkı Temsilcileriyle Dolmabahçe
Sarayında Yapılan Bir Konuşma.
İSTİBDAT
« … Bir istibdadın varlığı ile ilgili işaretler’in izahı, bence mümkün
değildir. Cumhuriyet Halk Partisi ve onun bütün liderleri ve mensupları Türkiye’de
her türlü istibdadı kökünden yıkmak için ve memleket ve millete tam bir hürriyet
kazandırmak için bugüne kadar milletle beraber hayatlarını ortaya koymaktan
çekinmemiş ve hiçbir vakit çekinmeyecek insanlar olduğuna göre, işaret
olunan istibdat herhalde mevcut değildir… »
11.12.1924,Times Muhabirine Demeç.
« Geleceğini, kendisini zincire vuran şahıslara terk eden milletler, o şahısların
keyif ve isteklerine oyuncak olmaya karar vermiş, rıza göstermiş kabul
edilirler. Bu türlü milletler, talihini ellerine teslim ettiği insanlar başarılı
oldukça, o insanların daha kuvvetli baskısı altında kalırlar. Başarılı
olmazlarsa felâket, yok olma yalnız o insanları değil, onlara bağlı olan bütün
toplumu kapsar.… »
03.01.1922, General Frunse’nin Ziyafetinde.
İSTİKLÂL
« Ya İstiklâl, ya Ölüm !
(1919)
« … Türkiye halkı asırlardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı
hayatın bir gereği kabul etmiş ve bir milletin kahraman evlâtlarıdır. Bu
millet bağımsızlıktan uzak yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
»
18.06.1922, Claude Farrere Şerefine Verilen Çay Ziyafetinde
İSTİKLÂL MAHKEMELERİ
« … Yüce Meclisin kurduğu İstiklâl Mahkemeleri sayesinde çabuk ve
adaletli surette birçok fenalıklara son verilmiştir. Bugün memleket medenî
kanunlar ve sürekli yargı dereceleri ile güvenliği sağlamaya yeterli bir
hale getirilmiştir. »
01.03.1921, T.B.M.M., 2.Toplanma Yılını Açarken.
İSTİKLÂL-İ MALÎ
Malî Bağımsızlık
« … Bugünkü mücadelelerimizin gayesi, tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın
tamamı ise ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi
bağımsızlıktan mahrum olunca o devletin bütün hayati kuruluşlarında bağımsızlık
felç olmuştur. Çünkü devletin her organı, ancak mali kuvvet ile yaşar…
»
01.03.1922, T.B.M.M., 3.Toplanma Yılını Açarken.
İŞ BANKASI
« İş Bankası kurumu, Cumhuriyet tarihinde ekonomi bakımından başlı başına
yer alacaktır. Bu kurum kıymetsiz bir servetin bile ekonomik hayatta fert
menfaatlerine kullanılmayıp ulus menfaatine kullanılmasından çıkabilecek
olan büyük neticeleri, az bir zamanda ve özellikle yepyeni bir devlet kuruluşunun
türlü inkılâp güçlükleri içinde evrensel bir surette fiilen göstermiştir.
»
26.08.1936, İş Bankası’nın 10. Kuruluş Yıldömünde.
İZMİR
« İzmir her yönden Türk memleketidir, Anadolu’nun ayrılmaz bir parçasıdır.
Yunanlılar İzmir’de hiçbir tarihî ve ırkî hakka sahip değillerdir… »
17.01.1921, United Telgraph Muhabirine Demeç.
« İzmir kırk asırlık bir ata yurdudur. İzmir bu kadar derin bir tarihe
sahip olmakla beraber coğrafî konumu dolayısıyle ekonomik ve siyasî çok büyük
bir öneme sahiptir. İşte bundan dolayıdır ki, Türkiye’yi mahvetmek
isteyen düşmanların herşeyden evvel bakışları bu tarihî, bu mühim
beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler,
ondan sonra daha doğuya ilerlemişlerdir… »
31.01.1923, İzmir’de Halk İle Bir Konuşma
JANDARMA OKULLARI
« … İç güvenliğin sağlanmasında en mühim ve maddî vasıta olan
jandarma teşkilâtı, önemli birlikler ilâvesi ile güçlendirilmiş ve çeşitli
jandarma okulları açılmıştır. »
01.03.1922, T.B.M.M., 3.Toplanma Yılını Açarken
KABOTAJ
« Kabotajın, bu sene içinde, sadece ve tamamen Türk sancağına dönmesi
fiilen gerçekleşmiştir. Bu olayı övünçle anmak isterim. »
1.11.1926, 2. Dönem 4. Toplanma Yılını Açarken.
KADIN
Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi, kadınlarımıza karşı
gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. »
(1923)
« Kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli ve daha
fazla bilgili olmaya mecburdurlar. »
(1923)
« Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının
eseridir. »
................................................................................................................(1923)
« ... Bilinmektedir ki, her safhada olduğu gibi toplum hayatında dahi görev
bölümü vardır. bu genel görev bölümü arasında kadınlar kendilerine ait
olan görevleri yapacakları gibi aynı zamanda toplumun refahı, saadeti için
gerekli olan genel konulara dahi dahil olacaklardır. »
..........................................31. 01. 1923, İzmir’de Halk İle
Konuşma.
« ... İnsanlar dünyaya mukadder oldukları kadar yaşamak için gelmişlerdir.
Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir toplumun bir uzvu
faaliyette bulunurken diğer uzvu atalette olursa, o toplum felç olmuştur. Bir
toplumun hayatta çalışması ve muvaffak olması için çalışmanın ve
mufavvak olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları kabul etmesi
gerekir. Bundan dolayı bizim toplumumuz için ilim ve fen lâzım ise bunları
aynı derecede hem erkek ve hemde kadınlarımızın kazanmaları lâzımdır....
»
............................................................. 31. 01. 1923, İzmir’de
Halk İle Konuşma.
« ... Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insanlardan oluşmaktadır.
Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim. Diğerini gözardı
edelim de, kitlenin tamamı ilerlemiş olabilsin ? Mümkün müdür ki bir
toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere
yükselebilsin ? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından
beraber, arkadaşça atılmak ve gelişme sahalarında ve yenilikle birlikte
mesafe almak gereklidir.... »
........................................................30. 08. 1925,
Kastamonu’da İkinci Konuşma
KANUN
« ... Kanun koyan insanlar birtakım seçkin özelliklere sahip olmak
mecburiyetindedirler. O özelliklerden birincisi şudur efendiler: Kanun teklif
eden, Kanun yapan, kanun koyan bir insan insanlığın bütün hislerini bütün
ihtiraslarını herkesten daha çok sezer ve bilir. Fakat nefsini herkesten çok
va tamamen bütünüyle bunlardan ayırt etmek kudret ve yeteneğine sahip olmalıdır.
Bu seçkin özelliklere sahip olmayan, insanlar insan topluluğu için kanun
yapmak hak ve yetkisinden men edilmiştir. Efendiler kanunlar hislere dayanarak
ve uyularak yapılmaz. »
..............................................................................................1.
12. 1921, TBMM.
« Günün ihtiyaçlarına uygun kanun yapmak ve onu iyi uygulamak refah ve
ilerleme vasıtalarının en mühimlerindendir. »
....................................................................................................................(1925)
KAPİTÜLÂSYON
« ... Kapitülâsyonların hiçbir kısmında istisnayı kabul etmiyoruz. Adlî,
malî veya askerî kapitülâsyonların hiçbirini tanımıyoruz. »
...................................26. 09. 1922, Chicago Tribun’un İzmir’e
Gönderdiği
Muhabirine Verilen Demeç.
« Bana Avrupalıların ve bilhassa Fransızların doğudaki yararlarından
bahsediyorsunuz. Her şeyden evvel şurası bilinmek lâzımdır ki, Büyük
Millet Meclisi hükümeti kapitülâsyonların devamını asla kabul
etmeyecektir. Şayet yabancı uyruklular eskiden olduğu gibi, bundan sonra da
kapitülâsyonlardan istifade etmeyi düşünüyorlarsa, aldanıyorlar. Kapitülâsyonlar
bizim için mevcut değildir ve asla mevcut olmayacaktır. Türkiye’nin istiklâli
her sahada tamamen ve eksiksiz onaylanmak şartıyla kapılarımız bütün
yabancılara açık kalacaktır… »
2.11.1922, Petit Parisien Muhabirine Bursa’da Verilen Demeç.
« … Millî hududlarımız dahilinde bulunan toprakların bize verilmesinde
israr edeceyiz. Ondan sonra, bu topraklar üzerinde tamamıyla, bağımsız,
yani kapitülâsyonsuz bir Türkiye yaşamasını istiyoruz. İşte bütün
istediklerimiz budur… »
2.11.1922, Petit Parisien Muhabirine Bursa’da Verilen Demeç
« … Kapitülâsyonların Türk milleti için ne derece nefret edilen birşey
olduğunu size tarif edemem. Bunları diğer şekil ve namlar altında
gizleyerek bize kabul ettirmeye muvafak olacaklarını planlayan ve hayal
edenler bu konuda pek çok aldanıyorlar. Zira, Türkler kapitülâsyonların
devamının kendilerini pek az vakitte ölüme sevkedeceğini pek iyi anlamışlardır…
»
25.12.1922, Le Journal Muhabiri Paul Herriot’a
Çankaya’da Verilen Beyanat.
KIYAFET
« … Her milletin olduğu gibi bizim de millî bir kıyafetimiz varmış.
Fakat inkar edilemez ki, taşıdığımız kıyafet o değildir. Hatta millî kıyafetimizin
ne olduğunu bilenler içimizde azdır bile. Medeni bir insan bu tuhaf kıyafete
girip dünyayı kendine güldürür mü ? »
30.08.1925, Kastamonu’da İkinci Bir Konuşma.
« Devlet memurları bütün milletin kıyafetlerini düzeltecektir. Fen, sıhhat
açısından pratik olmak itibariyle, her görüş noktasından tecrübe edilmiş
medeni kıyafet giyilecektir. Bunda tereddüde yer yoktur. »
30.08.1925, Kastamonu’da İkinci Bir Konuşma.
« … Tabirimi mazur görünüz. Altı kaval üstü
şişhane diye ifade olunabilecek bir kıyafet, ne millidir ve ne de uluslararasıdır.
O halde kıyafetsiz bir millet olur mu arkadaşlar ?
… Medeni ve uluslararası kıyafet bizim için çok cevherli milletimiz için
lâyık bir kıyafetir. Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta
pantalon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve doğal olarak bunların
tamamlayanı olmak üzere güneşten koruyan başlık… »
28.08.1925, İnebolu’da Bir Konuşma.
KOLORDU KUMANDANI
« … Kolordu kumandanı demek Efendiler, dünyanın her yerinde, her millete,
en büyük kumandan demektir. Kolordu kumandanından sonra başka büyük
kumandan yoktur »
14.08.1920, TBMM.
KOMÜNİZM
« Komünizm toplumsal bir meseledir. Memleketimizin hali, memleketimizin
toplumsal şartları, dinî ve millî ananelerinin kuvveti Rusya’daki komünizmin
bizce tatbikine müsait olmadığı kanaatini doğrular bir mahiyettedir… »
6.02.1921, Hâkimiyet-î Milliye.
KÖYLÜ
« Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür.
O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış olan köylüdür.
»
(1922)
« Köylü hepimizin velinimetidir. Bu soylu unsurun refahını düşüneceğiz.
»
20.07.1931, Eskişehir’den geçerken. « Zahire ticaretinde ziyan ettiğini »
söyleyen Uluçayırlı Hasan Efendi’ye hitaben söylenmiştir.
KÖYLÜ KADINI
« Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının
üstünde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur. »
(1923)
K
URAN-I KERİM
« Sonra Kur’anın tercüme edilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçe’ye
tercüme ediliyor… »
30.11.1929, Vossische Zeitung Muhabirine Demeç.
KURTULUŞ
« Türk milletinin kalbinden, vicdanından sanih ve mülhem olan en esaslı, en
bariz arzu ve iman malum olmuştu : Kurtuluş. »
(1927)
KÜLTÜR
« Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür... Kültür, okumak, anlamak, görebilmek,
görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak düşünmek ve zekâyı eğitmektir.
»
(1936)
« … Kültür zeminle orantılıdır. O zemin, milletin seciyesidir. »
16.07.1921, Ankara, Maarif Kongresini Açarken.
« Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey yüksek kültürde ve yüksek
fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.
(1932)
« Kültür, tabiatın yüksek verimleriyle mesut olmaktır. Bu ifade içinde çok
şey saklıdır. Temizlik, saflık, yükseklik, insanlık vb. bunların hepsi
insanlık niteliklerindendir. »
(1936)
LAİKLİK
« Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün
yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. »
(1930)
« Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle
mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını
sağlamıştır. »
(1930)
LATİN HARFLERİ
« … Basit bir tecrübe Lâtin esasından Türk harflerinin, Türk diline ne
kadar uygun olduğunu şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk evlâtlarının
ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi meydana çıkarmıştır. »
1.11.1928, TBMM, 3. Dönem 2. Toplanma Yılını
Açarken.
LOZAN BARIŞI
« Lozan antlaşması, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış
ve Sevr antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastin yıkılışını
ifade eden bir belgedir. Osmanlı devrine ait tarihe eşi geçmemiş bir siyasi
zafer eseridir. »
24.07.1933, Hakimiyet-î Milliye.
« … Lozan barışı Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Türk milleti için
siyasi bir zafer teşkil eden bu antlaşmanın Osmanlı Tarihinde benzeri
yoktur. Milletimiz bununla haklı olarak iftihar edebilir ve Türk milletin yüksek
bir eseri olan bu antlaşmanın yüksek kıymetini takdir etmesi lâzım gelen
gençliğin bunu mazide yapılmış antlaşmalarla kıyaslanması gerekir. »
26.07.1927, Dolmabahçe Sarayı, Lozan Barış Antlaşması Hakkında.
MALİYE MEMURU
« … Maliye memurları da iç işleri memurları gibi halkla daimî teması
olan teşkilâttır. Bunların da, halk ile temaslarında, halk için çalışan
bir halk hükümetin tabii niteliği olan azami dikkat ve ihtimam göstermek ve
âzami emniyet ve inan vermek özelliklerinin ortaya çıkmasına bilhassa özen
göstermeleri lâzımdır. »
1.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3. Toplanma Yılını
Açarken.
MECELLE
« Efendiler ! Bizim elyevm mevcut olan kanunu medenimiz mecelledir. Bu kanunu
medenî takriben yarım asır evvel Cevdet Paşa merhumun taktı riyasetinde bir
heyet-î ilmiye marifetiyle tertip olunmuştur… »
1.03.1922, TBMM, 3. Toplanma Yılını Açarken.
MEDENİ ESER
« … Dünyada her miletin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık
hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medeni eserlerle orantılıdır. Medeni eser
meydana getirmek kabiliyetinden mahrum olan milletler, hürriyet ve bağımsızlıklarından
soyutlanmaya mahkumdurlar… »
30.08.1924, Dumlupınar’da Konuşma.
MEDENİYET
« … Memleketler çeşitlidir, fakat medeniyet birdir, ve bir milletin gelişmesi
için bu tek medeniyete katılması lazımdır… »
29.10.1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç.
« … Medeniyet yolunda yürümek başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu
yol üzerinde bekleyenler veyahut bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak
bilgisizlik ve gafletinde bulunanlar, umumî medeniyetin coşkun seli altında
boğulmaya mahkumdurlar. »
30.081924, Dumlupınar’da Konuşma.
« Efendiler, medeniyet yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal
hayatta, iktisadi hayatta ilim ve fen sahasında başarılı olmak için tek
olgunlaşma ve ilerleme yolu budur… »
30.081924, Dumlupınar’da Konuşma.
« Türk milletinin istidâdı ve kâti kararı medeniyet yolunda durmadan
ilerlemektir. »
(1924)
« … Fikrimiz, zihniyetimiz medeni olacaktır. Şunun bunun sözüne önem
vermeyeceğiz. Medeni olacağız. Bununla iftihar edeceğiz. Bütün Türk ve İslâm
âlemine bakınız. Zihinleri medeniyetin emrettiği şümul ve yükselmeye
uyamadıklarından ne büyük felaketler, ne ıstıraplar içindedirler. Bizim
de şimdiye kadar geri kalmamız ve sonuç olarak son felaket çamuruna batışımız
bundandır… »
24.08.1925, Kastamonu’da Bir Konuşma.
« … Medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki ona ilgisiz olanları yakar ve
mahveder. »
24.08.1925, Kastamonu’da Bir Konuşma.
« … Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut
ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. »
26.08.1925, İnebolu’da Bir Konuşma.
« Efendiler, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı medenidir. Tarihte
medenidir, hakikatte medenidir. Fakat ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız,
babanız gibi medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, fikriyle,
zihniyetiyle medeni olduğunu ispat ve göstermek mecburiyetindedir. Medeniyim
diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, aile hayatıyla, yaşayış tarzıyla medeni
olduğunu göstermek mecburiyetindedir. Sonuç olarak medeniyim diyen, Türkiye’nin
hakikaten medeni olan halkı başından aşağıya dış görünüşüyle dahi
medeni ve gelişmiş insanlar olduğunu göstermeye mecburdurlar… »
28.08.1925, İnebolu’da Bir Konuşma.
« Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalmaya
maruzdurlar.
10.10.1925, Akhisar’da Bir Konuşma.
« … Fikrimiz, zihniyetimiz medeni olacaktır… »
24.08.1925, Kastamonu’da Bir Konuşma
MEMLEKET
« Memleket mutlaka modern, medenî ve yepyeni olacaktır. Bizim için bu hayat
davasıdır. »
(1923)
MESULİYET (SORUMLULUK)
« Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır. »
1919, Belleten, C. VIII, s. 28.
MEYDAN MUHAREBESİ
« … Harb, muharebe, nihayet meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen
iki ordunun çarpışması değildir. Milletlerin çarpışmasıdır. Meydan
muharebesi milletlerin bütün mevcudiyetleriyle, ilim ve fen sahasındaki
seviyeleriyle, ahlâklarıyla, harslarıyla özet olarak bütün maddi ve mânevi
kudret ve faziletleriyle ve türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir imtihan
sahasıdır. Bu sahada, çarpışan milletlerin hakikî kuvvet ve kıymetleri ölçülür…
»
30.081924, Dumlupınar’da Konuşma.
MİLLET
« Bugün vatanımızla bir millî kudret varsa o cereyan, felâketlerden ders
alan milletin kalb ve dimağından doğmuştur. »
(1919)
« Millete efendilik yoktur; hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun
efendisi olur.
(1921)
« … Milleti millet yapan, ilerleten ve yükselten kuvvetler vardır : fikir
kuvvetleri ve sosyal kuvvetler… »
27.10.1922, Bursa, Öğretmenlere.
« Bilelim ki kazandığımız başarı, milletin kuvvetlerini birleştirmesinden
ileri gelmiştir. Eğer aynı başarıları, zaferleri ileride de kazanmak
istiyorsak, ayni esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim. »
(1923)
« Milletlerin siyasetinde ancak menfaatleri vardır. Kimsenin kimseye dost
olmayacağını bilelim. »
(1933)
« Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. »
(1935)
« … Kuvvet birdir ve o milletindir… »
1.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3.Toplanma Yılını Açarken.
MİLLETLER CEMİYETİ
« Milletler Cemiyeti, henüz kesin ve etkili bir vasıta olduğunu ispat etmemiştir.
Diğer taraftan, Milletler Cemiyeti bugün, bütün milletlerin, ortak amaçlarının
gerçekleşebilmesi için çalışabilecekleri tek teşkilattır. »
21.06.1935, Gladys Baker’e Verilen Demeç.
MİLLETVEKİLİ
« Sayın milletvekilleri; Ağır ve önemli işleriniz, size, millet yolunda,
esaslı hizmetler hazırlamaktadır. Milletin sevgileri hayırlı ve faydalı çalışmalarınızda
sizinle beraberdir. »
1.11.1936, TBMM, 5. Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.
MİLLÎ AHLÂK
« … Millî ahlakımız medeni esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve
takviye olunmalıdır… »
25.08.1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
MİLLÎ CEMİYETLER
« Esasen Doğuda ve Batıda, hemen memleketimizin her tarafında müdafaa ve
milletin ve memleketin haklarını korumak için cemiyetler kurulmuştur. Bu
cemiyetler düşmanların esaret boyunduruğuna girmemek amacıyla millî vicdanın
azim ve iradesinden doğmuş tek teşkilât idi. »
24.04.1920, TBMM.
MİLLÎ EĞİTİM
« İyileştirilecek şeyler ekonomi ve eğitimdir. Bu sayede memleket imar
edilecek millet refah sahibi olacaktır. »
Ocak 1922, Vakit Gazetesi Başyazarı Ahmet Emin’e Demeç.
« Eğitim ve öğretimde tatbik edilecek usul, bilgiyi insan için fazla bir süs,
bir baskı (hükmetme) vasıtası yahut medeni bir zevkten çok, maddi hayatta
muvaffak olmayı temin eden pratik ve kullanışlı bir cihaz haline
getirmektir. »
(1923)
« Hükümetin en verimli ve en mühim vazifesi milli eğitimle ilgili işlerdir.
Bu işlerde başarılı olabilmek için öyle bir program takip etmeye mecburuz
ki, o program milletimizin bugünkü haliyle, sosyal, hayati ihtiyacıyla
muhitin şartları ve asrın icaplarıyla tamamen orantılı ve uygun olsun.
Bunun için büyük fakat hayali ve çapraşık düşüncelerden tamamen vazgeçerek
hakikate kuvvetle bakmak ve elle temas etmek lazımdır. »
(1922)
« Eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak bir milletin hayat mücadelesinde
maddi manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. »
01. 11. 1928. 3. Dönem 2. Toplanma Yılını Açarken.
MİLLÎ HÂKİMİYET
« … Kesinlikle tekrar ederim ki milletin hâkimiyeti sonsuzdur. »
19.01.1923, Anadolu Ajansı.
« Hâkimiyeti milliye, milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir. »
7.02.1923, İkdam.
« Hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayandığı temel millî
egemenliktir. »
(1923)
« Yeni Türkiye hükümetinin öz cevheri millî egemenliktir. Milletin kayıtsız
ve şartsız egemenliğidir. »
(1923)
« Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir taç
ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş kurumlar
her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar. »
30.08.1924, Dumlupınar’da Konuşma.
MİLLÎ TERBİYE
« .. Ben burada yalnız yeni Türk Cumhuriyetinin yeni nesle vereceği
terbiyenin millî terbiye olduğunu kesinlikle ifade ettikten sonra… »
22.09.1924, Samsun Öğretmenleriyle Konuşma.
MİLLÎ TEŞKİLÂT
(TEŞKİLÂT-I MİLLİYE)
(Teşkilâtı milliye ne zaman başladı? sorusuna cevabı.)
« Mütarekeden hemen sonra ve vatanın her tarafında hemen aynı zamanda »
13.10.1919, Tasvir-î Efkâr Gazetesi Başmuhabiri Velit
Ebüzziya’nın Telgrafına Cevap.
(Asıl amacı nedir? sorusuna cevabı.)
« Asıl amaç vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamaktır.»
13.10.1919, Tasvir-î Efkâr Gazetesi Başmuhabiri Velit
Ebüzziya’nın Telgrafına Cevap.
MİLLÎ ÜLKÜ
« … Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri
zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik
duygusunu sürekli olarak ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek
millî ülkümüzdür. »
29.10.1933, Ankara, 10. Yıl Nutku.
MİLLİYETÇİLİK
« Gerçi bize milliyetçi derler. Fakat biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle
birlikte çalışan bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün
milliyetlerinin gereklerini tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde bencil
ve mağrurane bir milliyetçilik değildir… »
15.08.1920, TBMM.
« Bilelim ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.»
(1923)
MİLLÎ HAREKET
(HAREKÂT-I MİLLÎYE)
« Bu hareket milletin bir arzusudur. Hattâ bir ihtiyacıdır. Bu arzu ve
ihtiyacı doğuran şeyde şahıslar değil, bizzat olaylardır. Devletin birlik
ve bağımsızlığını tehdit eden meşru olmayan bir takım ihtirasat,
topraklarımıza, hiçbir hakka dayanmaksızın gerçekleşen saldırılar,
tehlike karşısında millete birleşmek gereğini duyurmuştur. Böyle bir
harekete macera demek, bu hareketi takdir edenleri maceraperestikle adlandırmak
gafillik, garazlık değil midir ?… »
24/25.10.1919, Amasya, Tasvir-î Efkâr Muhabiri Ruşen
Eşref ile Mülâkat.
MİLLÎ KÜLTÜR
« Milli kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk
Cumhuriyeti’nin temel dileği olarak temin edeceğiz. »
1.11.1932, TBMM, 4. Dönem 2. Toplanma Yılını
Açarken.
« … Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.
Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî
kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. »
29.10.1933, Ankara, 10. Yıl Söylevi.
« … bir milletin kültür seviyesi, üç sahada; devlet, fikir ve ekonomi
sahalarındaki faaliyet ve başarı neticelerinin kazancıyla ölçülür. »
01.11.1937,T.B.M.M. 5.Dönem, 3.Toplanma Yılını
Açarken.
MİLLÎ MÜCADELE
« Millî mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlâtlarıdır.
Millet analarıyla, babalarıyla, bacılarıyla mücadeleyi kendisine ülkü
edindi. …Millî mücadele de şahsi hırs değil, millî ideal, millî onur
gerçek sebep olmuştur… »
14.101925, İzmir Kız Öğretmen Okulunda Bir Konuşma.
« Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça
o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Halbuki asırların yarattığı millî
bir ruha, kuvvetli ve daimî bir millî iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz.
01.09.1924.
« Millî mücadelede şahsi hırs değil, millî ideal, millî onur asıl etken
olmuştur. »
(1925)
« Milletin varlığını devam ettirmek için fertleri arasında düşündüğü
müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş,
yani millet, dini ve mezhebî bağlar yerine, Türk milliyeti bağı ile
fertlerini toplamıştır. »
1925, Ankara Hukuk Mektebini Açarken.
« Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne
kadar Türk kültürüyle dolu olursa o topluluğa dayanan cumhuriyet de
kuvvetli olur. »
26.04.1926, Türk Ocakları Delegelerine.
« Milli ülküye tam bir iman ve onun gereklerini tereddütsüz yerine
getirmenin neticesi elbette başarıdır. »
(1931)
« Seneler geçtikçe, millî ideal verimleri, güvenle çalışmada, ilerleme
hevesinde, millî birlik ve millî irade şeklinde, daha iyi gözlere çarpmaktadır.
Bu, bizim için çok önemlidir ; çünkü biz, esasen millî varlığımızın
temelini, millî şuurda ve millî birlikte görmekteyiz. »
(1936)
MİMBER
« … Mimberler halkın dimağları, vicdanları için bir feyiz kaynağı, bir
nur kaynağı olmuştur. »
7.02.1923, Balıkesir’de Halka Konuşma.
MİSAFİR
« … Bizzat Anadolu içerlerinde yaptığım seyahatlerimde gördüm ki, biz Türkler
misafirlerimizi ağırlama ve ikram için onlara verdikleri ziyafetlerde çok
miktarda yemek yapıyoruz. Bu iktisada aykırı olduğu gibi, takdir buyurunuz
ki sıhhate de zararlıdır. Milletimizin misafirperverlikteki bu ananesini
makul bir sınıra çekmeyi hepimiz görev saymalıyız. »
3.10.1925, Bursa’da 3. Bir Konuşma.
MİSAK-I MİLLİ
« Misak-ı Millî, barış yapmak için makul ve asgarî koşullarımızı içeren
bir programdır. Barışa ulaşmak için biraraya getireceğimiz esasları içine
alır… »
Ocak 1922, Vakit Başyazarı Ahmet Emin’e Verdiği Mülâkat.
« Barıştan sonraki çalışmada başarılı olabilmek milletin istiklalinin
korunmuş olmasına bağlıdır Misak-ı Millî’nin hedefi, onu temindir.
Ocak 1922, Vakit Başyazarı Ahmet Emin’e Verdiği Mülâkat.
« Misak-ı Millî dairesinde varlığını temin ettikten sonra gürültü çıkarıp
fesatçılık edecek ve araziyi genişletme fikrinde bulunacak adamlar ortaya çıkmaz.
Bence buna imkân yoktur. »
Ocak 1922, Vakit Başyazarı Ahmet Emin’e Verdiği Mülâkat.
MONDROS MÜTAREKESİ
« … Ahmet İzzet Paşa Hükümeti milliyetler esasına dayanan âdilâne bir
barışa kavuşmak emeliyle mütarekeye talip oldu. İstiklâl uğrunda namus ve
yiğitlikle döğüşen milletimiz 30 Ekim 1918 tarihinde imza olunan mütarekename
ile silahını bıraktı. »
24.04.1920, TBMM.
« İtilâf donanmaları İstanbul’a girdikten sonra mütarekenâme ahkamı
bir tarafa bırakıldı. Gün geçtikçe artan bir şiddetle, saltanat hakları,
hükümet haysiyeti, millî izzetinefsimiz, saldırılara uğradı. Heyeti itilâfiyeden
gördükleri teşvik ve fiilî himaye sayesinde Osmanlı vatandaşı gayrimüslim
unsurlar her yerde küstahane tecavüze başladılar. »
24.04.1920, TBMM.
MUHALEFET
« … Bence muhalefet hürmete değerdir. Çünkü o da bir araştırma,
bir görüş bileşkesidir. Fakat edilecek itirazlar makul ve anlayışlı ve meşru
sebeplere dayanmazsa muhalefet değersiz olur. »
24/25.10.1919, Amasya, Tasvir-i Efkâr muhabiri Ruşen Eşref ile Mülâkat.
MUSİKİ (MÜZİK)
« … Şimdi karşıda medenî dünyanın musikisi de işitildi. Bu ana kadar
şark musikisi denilen terennümler karşısında kansız gibi görünen halk
derhal harekete ve faaliyete geçti. »
1928, Sarayburnu Parkı.
-------------------------------------------------------------------
« Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği
alabilmeli, kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen musiki, yüz ağartacak
değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Millî ince duyguları, düşünceleri
anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce,
genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu sayede, Türk
millî musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir. »
(1934)
« Millî muzi, modern teknik içinde yükseltme çalışmalarına, bu yıl daha
çok emek verilecektir. »
(1935)
« Hayatta musiki lâzım değildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile ilgisi
olmayan mahlûkat insan değildir. Eğer mevzubahis olan hayat insan hayatı ise
musiki mutlaka vardır. Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz. Musiki hayatın neşesi,
ruhu, sevinci ve herşeyidir. Yalnız musikinin uygun türü müteleadır. »
14.10.1925, İzmir Kız Öğretmen Okulunda Bir Konuşma.
---------------------------------------------------------------------------------------------
« Bugün dinletmeğe yeltenilen musiki yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır.
Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusal; ince duyguları, düşüceleri anlatan; yüksek
deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce , genel son musiki
kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak; bu düzeyde, Türk ulusal musikisi
yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir. »
01. 11. 1934, TBMM, 4. Dönem 4. Toplanma Yılını Açarken.
(1930)
MUSUL
« Musul vilâyeti, Türkiye Devletinin millî sınırları içindedir, buralarını
anavatandan koparıp şuna buna hediye etmek hakkı kimseye ait olmaz… »
30.01.1923, İzmir, İzmir Basın Mensuplarına Demeç.
MÜDAFAA
« Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır
»
26 Ağustos 1921. Sakarya meydan savaşı emrinden
NAMAZ
« Masum halka beş vakit namazdan başka geceleri de fazla namaz kılmayı vaaz
etmek ve öğütlemek, belki ömründe hiç namaz kılmamış olan bir politikacı
tarafından vaki olursa, bu hareketin hedefi anlaşılmaz olur mu ? »
15/20.10.1927, Nutuk.
NAPOLYON
« … Ben, Napolyon’u hiç sevmiyorum. Çükü Napolyon her şeye kendi şahsını
sokardı. Mücadelesi belli bir dava için değildi; kendi şahsı içindi. İşte
bu bakımdan bu gibi adamlar için kaçınılması imkansız olan felâkete uğradı…
»
23.01.1923, Morning Post Yazarı Grace Ellison’a Demeç.
« … Napolyon, beni başka askerlerden başka alâkadar etmez. »
23.01.1923, Morning Post yazarı Grce Ellison’a demeç.
« … Napolyon esaslı bir fikre dayanmadan işe başlamış ve kendine bir fırsat
yaratacağını zannetiği olayların gidişine uymuştur. Onun bu şekilde
hareketi, demokrasiciliğin vücudunun altmış senelik gecikmesine sebebiyet
vermiştir ; diyebiliriz… »
30.11.1929, Vossishe Zeitung Muhabirine Demeç.
NEFER (ASKER)
« Kahraman Türk neferi Anadolu muharebelerinin manasını anlamış, yeni bir
mefkûre ile muharebe etmiştir. »
(1921)
« … Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir: biri çiftçi, diğeri asker.
Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi
yetiştirdik: çünkü topraklarımız çoktur, İyi asker yetiştirdik: çünkü
o topraklara kasteden düşmanlar fazladır. O toprakları sürenler, o
toprakları koruyan hep sizlersiniz… »
18.03.1923, Tarsus’ta Çiftçilerle Konuşma.
« En büyük askerlik budur: Çeşitli ihtimalleri çok iyi hesap etmeli, en
iyi görüneni süratle tatbik etmeli. »
(1924)
« Ben askerliğin her şeyden çok sanatkârlığını severim.
(1912)
NÜFUS KANUNU
« Büyük millet meclisinin tasvibine arz edilmiş olan yeni Nüfus Kanununun
kabul ve uygulanması nüfus işlerinin daha modern ve muntazam bir şekilde yürütülmesini
temine hizmet edecektir. »
01.11.1938, TBMM, 5. Dönem 4. Toplantı Yılının açılışında Atatürk adına
Başvekil Celal Bayar Tarafından okunan söylev.
NÜFUS SAYIMI
(TAHRİR-İ NÜFUS)
« Efendiler, nüfus meselesi bir memleketin en önemli hayati
meselelerindendir. İdarî, askerî, malî ve iktisadi meselelerde memleket nüfusunun
gerçek sayısını bilmek ne kadar gerekli ise her sene yapılacak
istatistiklerle nüfusun artış veya azalış miktarı anlaşılmadan artış
nedenlerinin devam ettirilmesi ve azalış nedenlerinin yok edilmesi için
tedbir almanın mümkün olmayacağı bellidir. Bundan dolayı yeniden nüfus
sayımı yapılmasına pek acil ve kesin bir lüzum muhakkaktır.»
01.03.1923, TBMM, 4. Toplanma Yılını Açar
OKUL
(MEKTEP)
« … Mektep sayesinde, Mektebin vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk
milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzelliği
ile gelişir. »
27.10.1922, Bursa, Öğretmenlere.
« … Mektep genç dimağlara, insanlığa hürmeti, millet ve memlekete
sevgiyi, şerefi ve bağımsızlığı öğretir.Bağımsızlık tehlikeye düştüğü
zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en doğru yolu belletir…
Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde
birer namuskâr ve birer âlim olmaları lâzımdır. Bunu temin eden mekteptir.
»
27.10.1922, Bursa, Öğretmenlere.
« … Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır.
Orası da mekteptir. »
31.01.1923, İzmir’de Halk İle Konuşma.
« Okullar öğretim ve eğitim kadar, okul dışındaki neslin sürekli bir aydınlık
demeti altında tutulması gereklidir. »
07.07.1927, Dolmabahçe, İstanbul
Muallîmler Heyetine söylenmiştir.
ORDU
(TÜRK ORDUSU)
« Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam
bir askere rast gelinmemiştir. »
(1921)
« Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin ordusu, istilalar yapmak
veya saltanatlar yıkmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde
ihtiras aleti olmaktan uzaktır »
18.04.1922, TBMM, Ordu Hakkında.
« Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının vazifesi, « Misak-ı Millî »
hükümlerini temin etmektir. »
2.09.1922, İzmir’de İkdam Muhabiri Yakup Kadri’ye
Verilen Beyanat.
« Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için
sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkânsız teminatıdır.
»
01.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3. Toplanma Yılını
Açarken.
« Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin
çelikleşmiş bir ifadesidir. »
01.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3. Toplanma Yılını
Açarken.
« Büyük millî disiplin okulu olan ordunun; ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda
bize aynı zamanda en lüzumlu elemanları da yetiştiren büyük bir okul
haline getirilmesine, ayrıca itina ve himmet edileceğine, şüphem yoktur. »
01.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3. Toplanma Yılını
Açarken.
« Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber
medeniyet ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu !
Memleketini en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felâket ve
musibetlerden ve düşman istilâsından nasıl korumuş ve kurtarmış isen
Cumhuriyetin bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern
silah ve vasıtaları ile donanmış olduğun halde vazifeni aynı bağlılıkla
yapacağına hiç şüphem yoktur… »
9.10.1938, T.C. Ordularına Mesaj, Ankara
Hipodrumunda yapılan geçit resminden önce
Başbakan Celâl Bayar tarafından okunmuştur.
ORMAN
« Orman servetimizin korunması lüzumuna ayrıca işaret etmek isterim. Ancak,
bunda mühim olan, korunma esaslarını; memleketin türlü ağaç ihtiyaçlarını
davamlı olarak karşılaması icab eden ormanlarımızı dengeli ve teknik bir
şekilde işleterek istifade etmek esasiyle makul bir şekilde uzlaştırmak
mecburiyeti vardır… »
01.11.1937, TBMM, 5. Dönem 3. Toplanma Yılını
Açarken.
ORTA TAHSİL
« Bu ilk ve son iki tahsil kademesi arasında orta tahsilin de gerekliliği
tabiîdir. Orta tahsilin gayesi memleketin muhtaç olduğu muhtelif hizmet ve
sanat erbabını yetiştirmek ve yüksek tahsile aday hazırlamaktır.
Orta tahsilde dahi terbiye ve talim usulünün pratik ve uygulamalı olması
esasına uymak şarttır. Kadınlarımızın da aynı tahsil derecelerinden geçerek
yetişmelerine önem verilecektir. »
01.03.1922, TBMM, 3. Toplanma Yılını Açarken.
OSMANLI DEVLETİ
« Osmanlı devleti ne yazık ki ölmüştür. Babıâli hükûmeti ne yazık
ki ölmüştür; affedersiniz, hata ettim! Ne yazık ki demeyecektim, iyi ki ölmüştür.
Çünkü onlar ölmeseydi milleti öldüreceklerdi… »
31.01.1923, İzmir’de Halk ile Konuşma.
OSMANLI TARİHİ
« … Osmanlı tarihi baştan nihayetine kadar hakanların, padişahların,
şahısların, en nihayet zümrelerin hal ve hareketlerini kaydeden bir
destandan başka bir şey değildir..."
17.02.1923, İzmir İktisat Kongresinin Açış Söylevi.
ÖĞRENCİ
« Öğrenci her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri
gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın. »
(1930)
ÖĞRETMEN
« Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve
saygıdeğer unsurlarıdır. »
01. 03. 1923.
« Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler
topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. »
(1924)
« Öğretmenler!... Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek
seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek
sizin elinizdedir. »
25.08.1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
« Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini,
sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır… »
25.08.1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
« Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil
derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı,
her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı
olacak surette donatılmalıdır.… »
25.08.1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
« Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür"
nesiller ister. »
25.081924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
« Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır »
25.08.1924, Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
« …Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden
mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir.
Ona alâlâde bir kütle denir, millet denmez… »
14.10.1925, İzmir Erkek Öğretmen Okulunda.
« Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile
beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan
ibaret olmayacağını anlamalıdır. »
07.071927, Dolmabahçe Sarayı, İst.Muallimler Heyetine Demeç.
ÖLÜM
« … Ölüm tabiatın en tabiî bir kanunudur. Fakat böyle olmakla
beraber bazen ne hâzin tecelliler arzeder… » 27.01.1923, İzmir’de Karşıyaka’da
Annesinin Mezar
PANİSLAMİZM
« … Efendiler, Panislâmizmi ben şöyle anlıyorum: Bizim milletimiz ve onu
temsil eden hükümetimiz tabii olarak dünya yüzünde mevcut bütün dindaşlarımızın
mesut ve müreffeh olmasını isteriz. Dindaşlarımızın değişik çevrelerde
vücuda getirmiş oldukları toplumların bağımsız olarak yaşamalarını
isteriz. Bununla yüksek bir zevk ve mutluluk duyarız. Bütün Müslümanların,
İslam dünyasının refah ve mutluluğu kendi refah ve mutluluğumuz gibi kıymetlidir!
Ve bununla çok ilgiliyiz. Ve bütün onların dahi aynı şekilde bizim mutluluğumuzla
ilgili olduklarına şahidiz. Ve bu her gün meydandadır. Fakat Efendiler ! Bu
toplumların büyük bir imparatorluk halinde bir noktadan sevk ve idaresini düşünmek
istiyorsak bu bir hayaldir ! İlme, mantığa, fenne aykırı bir şeydir !…
»
01.12.1921, TBMM.
« Panislamizm, panturanizm siyasetinin başarı kazandığına ve dünyayı
uygulama alanı yapabildiğine tarihte rastlanmamaktadır. Irk farkı gözetmeksizin
bütün insanlığı kapsayan cihangirane devlet oluşturulması hırslarının
sonuçları da, tarihte kaydedilmiştir. İstilacı olmak hevesleri, konumuzun dışındadır.
İnsanlara her türlü özel duygularını ve bağlantılarını unutturup onları,
kardeşlik ve tam eşitlik çerçevesinde birleştirerek, insancı bir devlet
kurmak teorisi de, kendine özgü koşullara sahiptir. »
15/20.10.1927, Nutuk – Söylev, c. II. s. 587.
PARA
« … Millî paramızın fiilen müstakar olan kıymeti muhafaza olunacaktır.
01.11.1936, TBMM, 5. Dönem 2. Toplanma Yılını
Açarken.
------------------------------------------------------------------------------------
« Samimi bir bütçeye ve hakiki bir ödeme dengesine dayanan paramızın fiilî
istikrar vaziyetini kesin surette muhafaza edeceğiz.
01.11.1937, TBMM, 5. Dönem 2. Toplanma Yılını
Açarken
PEYGAMBER
« … Allah, Hazreti Âdem Aleyhisselâm'dan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayılamayacak
kadar çok nebiler, peygamberler ve resuller göndermiştir. Fakat Peygamberimiz
vasıtasıyla en son dini ve medeni hakikatleri verdikten sonra artık insanlıkla
aracı kullanarak temasta bulunmağa lüzum görmemiştir… »
01.11.1922, TBMM.
« … Peygamberimiz efendimiz hazretleri, cenabı hak tarafından insanlara
dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur… »
07.02.1923, Balıkesir’de Halka Konuşma.
« O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca
insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonuca kadar o, ölümsüzdür.
»
(1926)
POLİS
« Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.
»
(1929)
« Polis asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli
olmalıdır. »
(1934)
Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat edilmelidir.
»
(1937)
RADYO
« Ulusal kültür için pek lüzumlu olduğu gibi, arsıulusal ilgiler bakımından
da yüksek değeri belli olan radyo işine önem vermeniz çok yerinde olur. »
01.11.1935, TBMM, 5. Dönem 1. Toplanma Yılını
Açarken
RUM PATRİKHANESİ
« … Lâkin bir fesat ve hiyanet ocağı bulunan memlekette nifak tohumları
ve uyuşmazlık saçan, hıristiyan hemşehrilerimizin huzur ve refahı için de
uğursuzluk ve felaket nedeni olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımız üzerinde
bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilâtı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur
etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir? »
25.12.1922, Le Journal Muhabiri Paul Herriot’ya
Verilen Beyanat.
RUS İHTİLÂL
« … Harb-i Umuminin son senelerinde Rusya dahilinde infilâk eden inkilâp,
insanların çoğunluğunu teşkil eden fakir halk içinde, bilhassa bu halkın
en çok sıkıntı, eziyet ve ıstıraba uğramış olan işçi sınıfı içinde,
eskiden beri mevcut olan sosyalistliğin gerçek maksadını ve gayelerini ilân
etti… »
14.08.1920, TBMM.
|